>

2 Mart 2011

Bilmek bilmek istemekle başlar...

İnsanlarımız neden hep bilirler?
Neden bilir gibi yaparlar?
Her şeyi bilmek zorunda mıdırlar?
Neden bilmenin emek istediğini kabul etmezler?
Bilmek, bilmek istemekle başlar.
Başlandığında da yapılması gerekenler vardır. Emektir bu. "Emekçiyim" teranesi okuyan emekçilerden değilim elbet. Benim anladığım emek "gayret"tir. "Çalışmak"tır.
Bunun farkında olmayan bay ve bayan bilgililer, hep döktürürler. Al aşağı vur yukarı!
Sonrasında da kasım kasım kasıntılar gelir. Bu mudur okumuş olmak, diploma sahibi olmak?
Bu ülkenin kaderidir habersizlerin bilgiçliği. Bihaber oldukları gündemdir bu habersizlerin en çok konuştuğu. Zannederlerki top peşinde koşanların dünyası herşeye yeterlidir. Muhabbet olsun edasıyla edindikleri, aslında "gereksiz" gevelemeceler ne vermektedir, Türküm diyenlerin dünyasına?
Magazin köşelerinin pervasızlarını konuşmak ne veriyor kızlarımıza, kadınlarımıza? Fatmagül'ün suçunu konuşmak mı?
Alışıktır benim güzel ülkem, hergün idaresini  yıktırıp tekrar kurdurmaya. İki satır okumaktan, "penaltı mıdır değil midir" şekliyle iki satır düşünmekten acizler, kendileri bilirler her şeyi. Hele bir de ünvanları yok mudur isimlerinin önünde! Ohh değmeyin keyiflerine...
Ben mi? Bana ne keyiflilerin keyifsizliğinden!
Ben, ben olma gayretiyle var olmaya çalışıyorum, aldırmadan bilgisiz bilinçsizlere.
Bu ülkenin kaderidir, Türküm deyip de Türklüğe yakışmayan düşünceler.
Var mı be, boş cümleleri uzatmak, uzadıkça anlamlı olduğunu zannetmek. Bir Nedim misin sen, ki yazamazsın gönlünün iştigalini.
Bilir misin Melikşah'ın Hasan Sabbah ile savaşını? Bilir misin Gümüşhaneli Zat-ı Muhteremi?
Peki düşünür müsün insana yatırım yapanların sevdasını? Bu sevdasına kafa yordun mu, nedendir ızdıraplar içerisindeki gayret?
Hey Türkoğlu!
Bilge Kağan'ın söyledikleri sözde mi kalacak?
Ya Zülkarneyn'e ne olacak?