>

30 Nisan 2014

Karnı Yarık

İş hayatından sıyrılıp, tam zamanlı anne olduktan sonra, kendini yemek konusunda epey geliştirdiğimi düşünüyorum...
Zira, en basit bir çorba tarifi için bile dakikalarca annemden tarif alırdım. :)
Çocuklar ne yer ne içer, bugün ne pişirsem derken bir çok şey yapar ve dener hale geldim.

İşte bu da benim karnı yarık tarifim;



Malzemeler:
  • 7-8 Adet orta boy patlıcan
  • 4-5 Adet tatlı yeşil biber
  • Yarım kg az yağlı kıyma
  • 2 Adet domates
  • 1 Adet kuru soğan
  • 3 Diş sarımsak
  • 1 Yemek kaşığı salça
  • 1 Yemek kaşığı kırımızı toz biber
  • Karabiber
  • Kimyon
  • Tuz
  • Maydanoz
Yapılışı: 
  • Patlıcanları şeritler halinde soyalım.
  • Karınlarından keselim :)
  • Tuzlu suda 10 dakika bekletelim.
  • Kızgın yağda pembeleşene kadar kızartalım.
  • Havlu kağıt serdiğimiz bir tabağa alalım 
* Ben bir gece dolapta beklettim. Böylece yağı iyice süzülmüş oldu. Aksi halde çok yağlı olabilir. 
  • Bir tavaya kıymayı koyalım ve rengini değiştireme kadar kavuralım.
  • Üzerine 3 yemek yaşığı sıvı yağ koyalım ve soğan ve sarımsaklarla birlikte kavurmaya devam edelim. 
  • Daha sonra üzerine bir yemek kaşığı salça ve kırmızı biber ekleyelim
  • 1 adet domates 
  • Karabiber, tuz ve kimyon ekleyelim
  • Biraz daha kavurduktan sonra ateşi kapatalım ve ince kıyılmış maydanozu ilave edip karıştıralım.
  • Borcama sıraladığımız patlıcanların içlerini doldurup, üzerine domates ve biber koyalım
  • Tepsinin içine 1 bardak sıcak su ekleyip, 200 derece fırında domatesler kızarana kadar pişirelim.



18 Nisan 2014

Açma



Yarın hafta sonu ve kahvaltıda ne hazırlasam derdine mi düştünüz?

Size bir tarif vereyim ve herkes mutlu olsun:)

Malzemeler Ve Yapılışı:

  • 1 su bardak ılık su
  • 1 su bardak ılık süt
  • 1 su bardağı sıvı yağ
  • 1 paket instant pakmaya
  • 3 yemek kaşığı şeker
  • 2 tatlı kaşığı tuz
  • 2 Yumurta ve 1 Yumurta beyazı(sarısı üzerine sürmek için ayrılır)
  • Ve yumuşak bir hamur elde edinceye kadar un eklenir. 

Yaklaşık 1 saat sonra, mayalanan hamurdan küçük bezeler yapılır dilediğiniz şekil yapılır. Üzerine yumurta sarısı sürülüp ısınmış fırında (200 derece) kızarana kadar pişirilir.

Mutlu hafta sonları :)

16 Nisan 2014

Çekiliş: Yöresel Bir Lezzet İster Misiniz?



Tek Yapmanız gereken soruyu cevaplayıp, yorum bırakmak...


Katılmak isterseniz: Gerçekler Güneştir blogunu ziyaret edebilirsiniz. TIK TIK

14 Nisan 2014

Kitaplarım Bitti!

Kitap okumayı alışkanlık haline getirince ve kitapların bitince hem hüzün hem de bir boşlukla baş başa kalıveriyorsun....

Son zamanlarda öyle güzel kitaplar okudum ki bunların bir kaçından bahsetmek isterim.

İlk olarak;
  • Ahmet Ümit- Beyoğlu'nun En güzel Abisi
Ahmet Ümit'in okuduğum ilk kitabı ve şimdiye kadar neden okumadım diye kendi kendime söylendiğim bir kitap ve yazar oldu.
Ülkemizde son yaşanan olayları ve yazarın kendini de kahramanların içinde anlatması pek hoşuma gitti ki bakış açım değişti.
Başlarda katili aramaya başlasam da daha sonra kendimi kitabın akışına kaptırdım ve beklenmedik bir son ile bitiverdi....
Okunası bir kitap.
  • Güneş Demir- Katran Karası
Adını dahi duymadığım tavsiye üzerine okuduğum bir kitap. Tam bir fiyaskoydu! Eski Türk filmlerinden kalma bir aşk hikayesi...


  • Elif Şafak- Ustam Ve Ben
Ustam Ve Ben kitabı alınca, dili ağır diyenler oldu ki hiç de değil. Elif Şafak'ın hayal gücüyle muhteşem bir kitap olmuş. Aşk, Baba Ve Piç  kitaplarından tanıdığım yazar, yine beni şaşırtmadı. Ve bir solukta bitiverdi. Tarihi olaylarda zamanlar farklı olsa da yazar kitabın sonunda tüm bunun nedenlerini anlatıyor.

8 Nisan 2014

ISLAK KEK

Herkes tarafından sevilen ıslak keki hep yemiş ama yapma konusunda pek başarılı olamamışımdır. Fakat öyle bir tarif buldum ki ilk kez deneyenler de dahi mutlu son olacak.
 

Evde tam not olan tarifimi paylaşıyorum. 

Kek İçin:
  • 4 Yumurta
  • 1 Su bardağı şeker
  • 1 Su bardağı süt
  • 1 Su bardağı sıvı yağ
  • 3 Yemek kaşığı kakao
  • Biraz da sevgi :))
Yukarıda yazdıklarımı önce şeker ve yumurtayı sonra diğer malzemeleri sırasıyla ekleyip karıştıralım ve yarım su bardağı ayıralım. **

  • 2 Su bardağı un
  • 1 Paket vanilin
  • 1 Paket kabartma tozu
Ekleyip keki pişirelim.

Sosu İçin:
  • 1.5 Su bardağı süt
  • 2 Yemek kaşığı sıvıyağ
  • 2 Yemek kaşığı şeker
  • 1 Yemek kaşığı kakao
  • 1 Kaşık nutella 
Sosu küçük bir tencereye alıp karıştıralım ve kaynamaya yakın ocaktan alalım. Soğuduğu zaman (tamamen soğumalı) ayırdığımız **yarım su bardağı sos ile karıştıralım. 

Pişen keki hemen dilimleyelim ve soğuk sosu kaşık kaşık üzerine dökelim. 

Afiyet olsun!

3 Nisan 2014

Kahve Çekirdeği Kurabiyesi



Siz de benim gibi kahve sevenlerden misiniz?

O zaman size kahvenin yanında bir atıştırmalığım var.

Kahve çekirdeği kurabiyesi...

Ev halkı tarafından tam not alan tarifim nasıl mı?

Denemek isterim derseniz işte tarifim....

Malzemeler:
  • 1 Adet Yumurta
  • Yarım paket Margarin ya da Terayağ
  • 1 Su Bardağı Pudra Şekeri
  • 2 Su Bardağı Un
  • Yarım Su Bardağı Nişasta
  • 2 Tatlı Kaşığı Kakao
  • Kabartma Tozu
  • Vanilin
*** klasik paşa bahçe bardağı

Yapılışı:
  • Tüm malzemeleri karıştırıp yumuşak bir kıvam elde edinceye kadar yoğuruyoruz. 
  • Küçük parçalar koparıyor ve ovel şekil vererek, tepsiye diziyoruz.
  • Kürdan yardımıyla kahve çekirdeği şeklini veriyoruz. 
  • 170-180 derecede 10dk pişiriyoruz.
  • Afiye olsun....


2 Nisan 2014

OTİZMİ FARK ET, YAŞAMI PAYLAŞ!

AŞAMA ORTAK PENCEREDEN BAKMAK

Bugün, 2 Nisan Dünya Otizm Farkındalık Günü. 


2 Nisan, tüm dünyada otizm konusunda farkındalık yaratarak otizmden kaynaklanan sorunlara çözümler yaratmak amacıyla, 2008 yılında Birleşmiş Milletler tarafından “Dünya Otizm Farkındalık Günü” olarak ilan edildi.

Her yıl, “Otizm Farkındalık Ayı” olan Nisan ayı boyunca dünya genelinde otizmin sorunlarını ve çözümleri konuşuluyor, araştırmaların teşvik edilmesi ve erken teşhisle tedavinin yaygınlaştırılması hedefleniyor.


OTİZM, doğuştan gelişen, genetik altyapıya dayanan, karmaşık nörolojik-biyolojik tabanlı bir gelişim bozukluğu. Başkalarıyla etkileşimde bulunmayı engelleyerek bireyin kendi iç dünyasıyla baş başa kalmasına yol açan otizm, genellikle 3 yaştan önce ortaya çıkarak çocukların sosyal iletişim, etkileşim ve davranışlarını olumsuz olarak etkiliyor.

Amerikan Sağlık Bakanlığı verilerine göre bugün dünya genelinde okul çağındaki her 88 çocuktan biri otizm teşhisi alıyor.

Otizm erkek çocuklarda kız çocuklara oranla 3-4 kat daha fazla görülüyor, her 54 erkek çocuktan biri günümüzde otizm riski taşıyor.

Dünyada son yıllarda şeker, kanser ve AIDS dahil olmak üzere bir çok hastalıktan daha fazla sayıda otizm teşhisi alınıyor.

Ülkemizde sağlıklı istatistikler olmaması nedeniyle, tahmini olarak 550.000 otizmli birey ile 0-14 yaş grubunda 150.000 civarında otizmli çocuk bulunduğunu varsayıyoruz. Otizmli bireylerin ebeveynleri, kardeşleri, yakın akraba ve çevreleri de hesaba katıldığı zaman, Türkiye’de her ile yayılmış durumda otizmden etkilenen 2 milyondan fazla vatandaşımızdan bahsedebiliriz.

Otizmin kapısını açmak için ilk önemli adım, erken teşhis. Otizm, yaklaşık bir yaş civarında ilk belirtilerini gösteriyor. Annenin sesi ve gülümsemesi gibi sosyal uyaranlara bebeğin tepkisiz kalması veya tepkilerinde yavaşlık olması, göz teması kurmada zorluklar, motor gelişmede ve taklit becerilerinde gecikme, uyku ve yemek düzeninde sorunlar ilk belirtiler arasında sayılabilir. Ve erken teşhis, otizmli çocuğun gerekli eğitim ve tedavileri alarak hayata katılması için ilk önemli adım.

Otizmin tedavisi var mı? Otizm, beş bilinmeyenli bir denklem gibi: Nedenleri tam olarak saptanamadığı gibi tek bir kesin tedavisi de günümüzde “henüz” mevcut değil! Otizm, toplumsal fark, ırk, dil, din gözetmiyor, çocuk yetiştirme biçiminizle veya sosyo-ekonomik koşullarınızla da ilgilenmiyor. Genetik faktörlerin yanı sıra, çevresel koşulların – yanlış beslenme, çevre kirliliği, kimyasal maddeler, yanlış ilaç kullanımı, ağır metaller, aşılarda bulunan bazı koruyucu maddeler vb.- otizmi tetiklediği düşünülüyor.

Otizmde biyolojik tedaviler ile ilgili çalışmalar devam ederken, bugün için kabul edilen en önemli tedavi aracı, erken yaşta verilmeye başlanan yoğun bireysel özel eğitim. Doğal gelişim gösteren her çocuğun kendiliğinden öğrendiği her şeyi, otizmli bir çocuğa özel eğitim yardımı ile öğretmek zorundasınız. Bu durum bazen iğneyle kuyu kazmaya benzese bile, her otizmli çocuk kendine göre bir öğrenme biçimine sahip. Önemli olan, kapıyı açacak doğru anahtarı bulmak.

Bilimsel olarak erken yaştaki çocuk için kanıtlanmış yoğun eğitim süresi haftada bireysel ve grup eğitimi olarak 40 saat. Oysa ülkemizde sosyal güvenlik kapsamında “otizm özel eğitim raporlu” çocuklar için aylık 6- 12 saat olan özel eğitim süreci, dünya genelinin oldukça gerisinde kalıyor.

Otizmli çocukların mutlaka eğitim sistemi içinde yer almaları gerekiyor. Çünkü eğitim, otizmli birey için her şeyden önce “tedavi” anlamına geliyor. Otizmi diğer engel gruplarından ayıran en önemli fark; erken tanı ve erken bireysel/kaynaştırma eğitimiyle otizmli çocukların sorunlarının büyük bir kısmını aşmaları.

Oysa yaşamsal gerçekler çok farklı. Otizmli/Aspergerli çocuk, genellikle bilgi eksikliğinden kaynaklanan dirençleri nedeniyle, okul yönetimleri, öğretmenler ve diğer veliler tarafından okulda “istenmeyen çocuk” ilan ediliyor. Kaynaştırma raporlarına rağmen, okul idareleri otizmli kaynaştırma öğrencisinin kaydını almak istemiyorlar. Oysa okul yaşamı esnasında yaşanan sorunların büyük bir kısmını hoşgörü, anlayış ve bilgi yetersizliğinin giderilmesi ile çözebiliriz, yeter ki toplum tarafından yaşamın her anında farklı gelişim gösteren bireylere dayatılan en büyük “engel” olan ayrımcılığı yok edelim!

Otizmin oldukça karmaşık yapısı, otizmli bireyle birlikte ailesi başta olmak üzere yakın çevresindeki herkesi hayatın tüm evrelerinde etkiliyor. Otizmli bir çocuğun ilerlemesinde en büyük sorumluluk ailelerde, en ağır yük de annelerin omzunda! Otizmden etkilenen bireyin ve ailesinin her şeyden önce yalnız ve ötelenmiş bir hayata mahkum edilmemesi için, özellikle doğal gelişim gösteren çocuk ebeveynlerinin toplumsal yaşamı paylaşmayı öğrenmeleri gerekiyor. 

Otizm Dostları Derneği ODDER, Türkiye’de ilk defa otizmli çocuk sahibi aileler ile doğal gelişim gösteren çocuk ailelerinin bir arada üretip, çalıştığı bir sivil toplum örgütü. Bütünleşik bir sosyal hayatı birlikte paylaşarak, ayrımcılıktan uzak yaşamak isteyen, dolayısıyla sadece kendi başına gelenlerle değil, sosyal yaşam içinde var olan haksızlıklarla da ilgilenen üyeleri ve gönüllü destekçileri ile ODDER, tüm çocukların birbirlerindeki farklılıklardan öğrenerek, anlayışla ve sevgiyle büyümesini sağlamak için çalışacak. İstiyoruz ki, çocuklarımızı büyütürken karşılaştığımız sorunları paylaşarak, birbirimizden öğrenerek ve zorluklarda destek olarak ayrımcılığı engellemek için hep birlikte çalışalım.

Lütfen, gündelik hayatın içinde karşılaştığınız ağlayan bir çocuğu yargılayıp, annesine laf etmeden önce bir an düşünün. Çocuğunuzun sınıfında otizmli bir çocuğun da olmasının, farklılıkları yaşayarak öğrenecek kendi çocuğunuza da faydası olacağını lütfen unutmayın.

Eğer siz de “bir küçücük merhaba’nın derin dostluk etkisini bilen yüreklere sahip çocuklar büyütmek istiyorum” diyorsanız, otizmli çocukların ve anne-babalarının seslerine kulak verin, sesimize ses katın, otizmin bilinirliği ve sorunların çözümü için gönüllü destek verin ki, çocuklarımız hep beraber büyüsün J Çünkü her çocuk farklılıkları ile yaşamda yer almayı hak eder!

Nisan Dünya Otizm Farkındalık Ayı’nda yaşamı paylaşalım, çocuklarımızın geleceğini aydınlatalım!

OTİZM DOSTLARI DERNEĞİ -ODDER
Twitter: @OtizmDostlari
IG: @otizmdostlarıODDER
#otizmifarketyasamipaylas