>

15 Temmuz 2011

Çocuğunuz yüksek ateş içindeyse ne yaparsınız?

    Düşünün, çocuğunuzu bir öğleden sonra uyku saatinde yatırıyorsunuz, ancak yaklaşık 2 saat sonra uyandığında 39 derece ateş içinde. Hemen ateş düşürücü şuruba sarılıyorsunuz. Evet, huzursuz geçmesi beklenen gece tertemiz nihayetleniyor.
   Ertesi gün gündüz saatleri yine tertemiz şekilde akşama kavuşuyor.
   İşte akşam!
   İşte ilk haberci sıcaklık!
   Çocuğun ateşi 39 dereceleri gördüğünde bu sefer şurupla beraber hastane yollarındasınız. Çocuk acile giriş yapıyorsunuz ve hemen müdahale işlemleri yapılıyor. Önce ateş ölçülüyor, sonra rutin kontroller. Ateş ölçülürken sizin 39 derece oluyor 38. Bir de eklemez mi hemşire hanım, bu 1 derece fazla ölçüyor... Sorun yok sorun yok, sorun ya ölçen alette ya da ölçen kişide. Çünkü alından ölçen cihazın alnına tam oturması gerektiğine dikkat etmiyor çıtır arkadaş...
  
 Neyse, vardır bir bildikleri...
   Sağ kulağında enfeksiyon var, mikrobik bir durum deniliyor. Zaman çok ilerlemeden hemen yazılıyor reçete. Agumentin antibiyotik. Bunu bir hafta on gün kullan diye de komutlandırıyorlar. Çık acilden, git eczaneye. Ver reçeteyi, al cevabı. Bu antibiyotik toplatıldı, bunun yerine Bioment veriyoruz. Allah Allah... Tıbbi mümessillerin cirit attığı hastane doktoru bunu neden yazdı acaba....
   Sonra antibiyotiğe gece yarısı başla ve ateş düşürücü Calpol ve İbufen'e dönüşümlü devam ediyorsunuz. Evet işte başardınız denilebilir. Ateş yenildi....
   Ertesi gün başka bir hastanenin çocuk polikliniğine gidiyorsunuz. Derdiniz bir çocuk doktoru görsün, bir analiz yapılsın ve tedavi gerekirse daha sağlamlaştırılsın. Aman yarabbi hastane mi orası? Doktor 8.30'da başlayan mesaisine 9.15'de geliyor. Sonra bir süre odasına birileri girip çıkıyor. Bunların kimisi hastane personeli, kimisi de tahminen özel muayene hastası.
 
    Neyse sıra geldi işte derken hemen önünüzden birisi cumburlop içeriye giriveriyor. Bir de demezmi muayene yaptırmayacaz diye. Ama tamı tamına dört kişiler... Müdahale et, doktor yapması gerekeni bu müdahale üzerine yapsın ve sizi çağırıyor. Sonra "ne şikayetiniz var" diyor ve çocuğu yatırmanızı söylüyor. Sonra tamı tamına çocuğa üç sefer el dokunduruyor ve hemen kan ve idrar analizine bakılacak diyor. Sorun nedir, sebep nedir, belirti nedir söylemiyor. Çocuğun ateşi, boy, kilo gibi şeyler ayrıntı onun için. Haa bu arada odadaki 4 kişide sizi izliyor. Eee biz şimdi 6-7 kişi küçük bir odada hem de kız çocuğunun muayenesini mi yaptırdık?
   Evet, işte o rezil kan alma merkezindeyiz. İçeriye giriyorsunuz ve hemen bir komut. Yok yok fırça bu. Biriniz dışarıda bekleyin. Evet haklılar, gereksiz kalabalığa ne gerek var. Sonra çocuğun sesi geliyor kulağınıza ama bas bas bağırıyor. Çığlıklar yüreğinizden bir şeyler koparıyor. Kapının aralığından olanları izliyorsunuz. Ve nihayet çocuğunuz annesinin kucağında dışarıya geliyor. Aman Allahım o da ne? Çocuğun bir kolu, eşinizin bir tarafı kanlar içinde. Bunun üzerine dalıyorsunuz içeriye ve basıyorsunuz yüksek tondan fırçayı. Hak ettiler mi dersiniz? Şu anlatılanları dinleyin hele, ne diyeceksiniz bakalım?
    Eşiniz anlatmaya başlıyor: İlk hemşire eline alıyor turnikeyi, "bu bozuk muş" diyor. Sonra diğerini, "hay aksilik şansa bak, bu da bozuk" diyor. Sonra batırıyor iğneyi kan yok. Damar yolunu bulamıyor. Sonra burası olmadı diyor ve çekiyor. Kan gelmeye başlıyor. "Kan geldi denmesine rağmen" bu olmaz diyor ve pamukla siliyor. Sonra kanlı pamukla elinin diğer tarafını iğne sokmak için siliyor. Bu arada ilk iğneyi sokmadan yere düşürüyor ve alıyor. Müdahale edilmesine rağmen "ben burayı yeni alkolle sildim" diyerek yeniden kullanıyor.
    Durun daha bitmedi. Sonra diğer hemşireyi çağırıyor ve diyor ki, ben bunu beceremedim, sen de denesen! Sonra o başlıyor işe o da ikinci denemede damar yolunu buluyor. Evet kan nihayet alınıyor ama az önce bahsettiğim kanlı manzara var ortada.

  
 Düşünmeye devam edin...
    Bunun üzerine eşiniz başhekim yardımcısına gidiyor ve şikayet ediyor. Başhekim yardımcısı basın işini duyunca tırsıyor ve başhemşireyi çağırıyor. Kapı tıklanıyor. O da ne! Başhemşirenin yanında bir de hemşire var. Kendisi az önce kanlı manzarayı yaratan olayı izleyenlerden biriymiş. Avukatlık yapıyor vessalam. Kancı neden gelmemiş? Başhekim Yardımcısı olaya müdahale etmekten aciz şekilde seyirci hemşireyi dinliyor ve eşiniz susturuyor. Benim muhatabım bunlar değil, sizsiniz. Şikayetimi siz değerlendireceksiniz. İsterseniz bir haber ajansını çağırayım bu kanlı manzarayı gösterelim diyor. Sonra bunu mutlaka daha üst makamlara şikayet edeceğini de ekliyor. Bu arada özel muayene bahsş geçince, buarada kimsenin özel muayenesi yok diyor. Halbuki özel muayene telefonlarını kendi hastanelerinin santrali verdiğini o da biliyor herkes de biliyor. Gerekennin yapılacağı söylendikten sonra ayrılıyorsunuz hastane denilen yerden. 
    Sonra Başhekim aranıyor ve   aynı durum ona da ulaştırılıyor. 
    Daha sonra da  ALO 184 aranıyor ve onlara da kaydettiriliyor şikayet.
    Evet değerli Türk insanı, sana insan gibi yaklaşmayan veya insana insan gibi yaklaşmayanlara daha susacak mısınız? İnsana insan gibi yaklaşmak demek başka varlıklarla karşılaştımak değildir biliyorsunuz? İnsani değerleri ortaya koymaktır.
   Susma vatandaş susma!
   Susmassanız ve tepkinizi yerinde koyarsanız, eğrileri doğrultmak içten bile değildir. Yeterki birimiz, iki, üç, dört ve katlanarak artasın...
   Ne dersiniz? Daha başlamadınız mı?
      Çocuğun ateşi geçti mi dersiniz? Elbette hayır... İlk doktora gittiğinizden sonraki 2 gün ateş düşürüldü. Ancak 3. gün tekrar 39 derece oldu. Sonra yine hastane ama bu sefer bir başkası. Kan analizi yapılıyor, doktor fırçası arasında yine bekliyorsunuz, analiz sonuçları çıkıyor. Korkulecek bir durum yok. Kan da enfeksiyon olmadığından önceki yazılan antibiyotiği tamamlayın. Ateş düşürücü şurıuba devam edin.
  Ateş neden yükseldi, cevabı hala muamma. Bu muammalıklar arasında sizin hayatınız muamma olmaz mı?
  Özel bir hastane doktorunu arıyorsunuz, insani değerlere yakışır şekilde cevap veriyor. Telefonda yardımcı olmaya çalışıyor. Bu doktor devlete ait bir kurumda olsa diğerlerinden farklı mı olurdu? Alın size bir muamma daha..
   Devlet yetkilileri sesimi duyabildiniz mi? Duysa ne değişir diyenler var gibi. Değişcek olanı değiştirtecek olanlar vatandaştır...
  Herkes görev başına....

Not: Eğer isteyen olursa bize yazsın, doktorun da hastanenin de adını verebiliriz.