>

30 Mart 2015

Biten Kitaplarım

Kimi zaman elimden fırlatıp attım,  kimi zaman sımsıkı sarıldım. Neden mi bahsediyorum?
''Sinan Akyüz/ İncir Kuşları'' isimli kitaptan.

Bu kitap hayal ürünü bir roman değildir.
Tamamen gerçeklere dayanmaktadır.

İşte can alıcı kısmı burada başlıyordu!

Yazar anlaşılır ve sade bir dil kullanmış. Dünyanın gözü önünde 1992-95 yılları arasında yaşanan bir soykırım... Evet, savaş yaşanınca tüm Ülke etkilenir ama en çokkkk savaş çocukları, savaş kadınları...
Göz yaşları içinde okudum. Elimden gelse herkese okuturdum!

 
 

İkinci Kitabım ise daha sevimli bir kitap: Küçük Prens

Bu kitap ile tanışmam blogcuanne sayesinde olmuş ama hep ertelemiştim. Kitabın telif hakkı kalkınca bir çok yayın evinde  baskısı mevcut. Benim tercihim can yayınlarından yana oldu. İyi çeviri yapılmış bir kitaptı. Kütüphanenizde olması gereken bir kitap. Büyük küçük herkese öneririm.

Kendinizden bir şeyler bulup, çocukların bakış açısını anlayabileceksiniz...




Bir Kurabiye

 
Bugünlerde epey yeni lezzetler denedim. Beğendiklerimizi yayınlamaya çalışacağım. Bu da onlardan biri... 

Haşhaşlı Ve Marmelatlı Kurabiye

Malzemeler:
  • Yarım paket margarin
  • Yarım çay bardağı sıvı yağ
  • Yarım su bardağı pudra şekeri
  • 1 yumurta
  • Yarım paket kabartma tozu
  • 1 Paket vanilin
  • 2 Yemek kaşığı mavi haşhaş
  • Alabildiğine Un
Üzeri için, istediğiniz bir marmelat/ reçel
 
Yapılışı:
  • Tüm malzemeler yumuşak bir hamur elde edilinceye kadar karıştırılır.
  • Ceviz büyüklüğünde parçalar koparılır, tepsiye dizilir.
  • Parmağımızla üzerine bastırılır ve oyulur.
  • 170 derecede pembeleşene kadar pişirilir.
  • Sıcaklığı geçtikten sonra marmelat ile süslenir.
  • Hepsi bu kadar!
 
Afiyet olsun!!!

19 Mart 2015

Ebeveyn Olmak Zor İş!

 
Ön teker nereye giderse arka teker oraya gidiyor...
 
Kızlarımızın ilk adımları 9. ayda, yürümeleri ise 10. ayda gerçekleşti. İlk günleri hatırlıyorum da o minik tombul ayaklar ve bezelye taneli parmaklar... ne de sevimliydi. :) Hemen özenle ayakkabı bile alınmıştı... çünkü ilk adımlar çok önemliydi.
 
Sanki üzerimizden koca bir yük kalkmış, rahata ermiştik. Aile olarak çocuklarımızın erken yürümüş olmalarının heyecanı da eklenince, ''değmeyin keyfimize'' durumu söz konusuydu.
 
Ama işin bir de kötü  tarafı vardı.
 
Yürümeye başladıkları andan itibaren bebek arabası kullanamaz olduk, ilk adım atan çocukları izlediyseniz, kendilerine göre oldukça hızlı ve heyecanlı olurlar. Aileler için ise, çocuklarının arabada olması çok daha iyidir çünkü daha rahat kontrol edebilir, yorulmazlar.
 
Ve biz aynı şeyi iki kez yaşadık...
 
İlk günler bebek arabasının önüne oyuncak, kraker vb. şeyler koyuyor biraz oyalıyorduk ama ne mümkün hemen ayağa kalkıyor ya da inmek için kendini attırıyor, arabayı boş bir şekilde kendi ittirmek istiyordu. Daha sonra ise; eşimin ya da benim kolumuzda bir çocuk, önde bebek arabası boş bir şekilde geziyorduk.
 
Bu böyle olmazdı. Peki ne mi yaptık?
 
Toplamda bir yıl bile kullanmadan bizim bebek arabası katlandı kaldırıldı. Ki araştırarak, en iyi markalardan birini almıştık.
 
Şimdi küçük kızım tam 24 aylık ve dışarı çıktığımız zaman (park, avm, pazar) yürümek istemiyor.  Hemen yoruldum diye duruyor ve hooop kucak! Kendisine anlatmaya çalışsak da inatlaşıyor. Biraz kucak, biraz yürüme derken gideceğimiz yere ulaşıyoruz. Biliyorum ki bu durum geçici... yoksa... ne yapardık!
 
Çocuklarını sımsıkı pusetlere, bebek arabalarına bağlayıp gezen aileleri merakla izliyor, ama orada da bazı çocukları çok mutsuz görüyorum....
 
Hangisi daha zor?
 
Mutsuz bir şekilde arabada gezen çocuklar mı?
 
Biraz yürüyüş, biraz kucak isteyen çocuklar mı?
 
Ebeveyn olmak zor iş! Yaşayınca anlıyor insan...

18 Mart 2015

Blog'da Temizik Var!

 
 
Bugün hiç üşenmedim ve bloğuma çeki düzen verdim.
 
Uzun zamandır (1- 2 yıl) güncellemeyenler ve bloğunu silenleri ben de sildim gitti...
 
Böylece daha rahat takip edeceğim...
 
Sevgiler :)
 

13 Mart 2015

Bitti: Zülfü Livaneli/ Serenad

 
 
Zülfü Livaneli'nin kitaplarıyla tanışmam, lise öğrencisi iken okuduğum Leyla'nın Evi ile başladı. Daha sonra Kardeşimin Hikayesi ve şimdi de Serenad...
 
Şu an bu yazıyı Schubert "Serenade" dinleyerek yazıyorum. Bu kitabı okumadan önce dinlesem sanırım hiç bir anlamı olmazdı ama şimdi bambaşka... anlatılanlar gözümün önünde ve sakinleştirici müziği muhteşem! 
 
Yazarın; anlatımı, düşündürmesi, araştırma yapmaya sevk etmesi ve en önemlisi insanı insan yapan duyguları hissettirmesini çok başarılı buluyorum.
 
Serenad okumaya ne de çok geç kalmışım...
 
Eminim ki hala bir çoğumuzun Mavi Alay, Struma ve Ülkemize gelen, katkılar sağlayan Yahudi bilim adamlarından haberi yok!
 
Kitabın sonunda, derinlemesine bir araştırma yaparken buldum kendimi. Okuyun/ Okutun...
 
Unutmadan Schubert "Serenade" dinleyiverin,

9 Mart 2015

ÇOCUKLARDA BADEMCİK VE GENİZ ETİ AMELİYATI

 
Tabi ki bu konunun uzmanı değilim ve yazacaklarım bundan bir ay önce, başımızdan geçen ‘’bademcik ve geniz eti ameliyatı’’ tecrübelerimiz. Öncelikle, biraz daha eskiye gidecek olursam…
 
Yaklaşık 2- 2.5 yaşından itibaren horlama, geniz akıntısı, ağız kokusu, burun tıkalıymış gibi genizden konuşma, tekrarlayan enfeksiyon şikayetlerimiz olmuş ve kızımızı tedavi ettirmiştik. Tedavi süresince tüm bu şikâyetler yok oluyor, daha sonra küçük bir soğuk algınlığında tekrar nüksediyordu. Özelikle, gece ağzı açık ve horlayarak uyuduğundan dolayı, uyku kalitesi iyice düşmüştü.
Ki ‘’uyku hormonu gece derin uykuda salgılanırmış’’ Gelişiminde herhangi bir sıkıntı olmasa da ilerisi için bu da bir sorundu.
 
Bir taraftan ise bademcik nedir, geniz eti nedir, nasıl tedavi edilir, kesin çözüm mü, ameliyat sonrası evde bakım nasıl olmalı? araştırmaları yapıyorduk ve bu konu da birçok bilgi edindik. Öğrendiklerimize göre:
 

Bademcik Nedir?

 
Bademcikler ağız içinde boğazımızın her iki yanında bulunan lenfoid dokulardır. Bunlar vücudun savunma sisteminin bir parçasıdırlar. Bademcikler vücuda giren bakteri ve mikrop gibi hastalandırıcı maddelerin yakalanıp, onlarla savaşmak için antikor denilen maddelerin oluşumunda rol oynarlar. Bademcikler her insanda iki tanedir.
 

Geniz Eti Nedir?

 
Geniz eti, üzüm salkımına benzer şekilli ve burun ile boğaz arasına yerleşmiş bir dokudur. Geniz eti, burundan giren bakteri ve virüs cinsi mikropları yakalar ve vücudun mikroplarla savaşmasına yardımcı maddeler olan antikorları üretir. Eğer çocuğunuzda sürekli ya da sık tekrarlayan geniz eti büyümesi veya iltihabı varsa, doktorunuz geniz etinin ameliyatla alınmasını önerebilir. Çocuklar geniz eti alındıktan sonra daha sık hastalanmazlar; çünkü vücutta geniz eti gibi görev yapan başka dokular aynı fonksiyonları yeterince yapabilirler.
 

Nasıl Tedavi Edilir?

 
Bademcikler geçirdikleri sık iltihaplar sonrası artık savunma sisteminin bir parçası olmaktan çıkıp kendileri vücudu zayıf hale getiren birer yapı olurlar. O zaman ameliyatla alınmaları gerekir. Mikrop üreten konumda oluşları dışında solunumu ve yutmayı engelleyecek denli büyük bademcikler de alınmalıdır. 
 
Bunları hep düşünüyor fakat konusunda uzman doktorlar ön görmediği için ameliyat olmasını istemiyor, kendimizce rahatlatıcı çözümler buluyorduk.
 
Ta ki kreş yaşı gelene kadar…
 
Kızımızın, geçtiğimiz yıl (Eylül, 2014) ilk defa evden uzaklaşıp kreş hayatına merhaba demesiyle, enfeksiyon olma sıklığında artış oldu. Doktorumuzla irtibata geçtiğimiz zaman ‘’Bu sene artış olması normal, tabir-i caizse kreş hastalığı’’ olduğunu söylüyordu.
Yeniden antibiyotik tedavileri başlıyor fakat şikâyetlerde hiçbir şekilde azalma olmuyordu.
Gece boyunca huzursuz uyuma(ma)ya devam!
 
Derken;
 
Akdeniz Üniversitesi Hastanesi’nde uzman bir çocuk doktoruna muayene ettirmeye karar verdik.
 
Muayene sonrası;  
 
Doktor:
 
‘‘Bu kadar iri tonsili (bademcik), çok ender rastladığım bir durum.’’ şeklindeki yorumu aile olarak bizi daha da tedirgin etti. Bunun yanında;
‘’Horlama ve ağız kokusunun reflüden ve alerjiden de kaynaklanabileceğini, öncelikle bunun araştırılması gerektiğini ve bunun için kan ve kaka tahlillerinin yapılması gerektiğini söyledi.’’
 
Analiz için hazırlıklar yapılırken doktorumuz çocukların kullanabileceği reflü ilaçları ve bilinen ifadeyle okyanus suyunu (serum fizyolojik) önerdi ve bir de yatağın yaklaşık 15- 20 derece eğimli olmasının da faydası olacağını ekledi.
 
Analiz için örnekleri laboratuvara teslim ettik etmesine de acabalarımız hala devam ediyordu. Doktorumuz alanında iyi olmasına iyiydi ama bizi tatmin etmeyen bir şeyler vardı, sanki…
Birkaç gün içinde çocuğumuz biraz olsun rahatlamıştı. Bu süre içinde analiz sonuçlarımız da belli oldu ve sonuç: Reflü ve alerjik durum bir söz konusu değil… Bizleri KBB’ye yönlendirdi.
 
Çocuklarımız için fazlaca hassas ve araştıran aileyizdir.
 
Bunun sonucunda, daha öncede birkaç kez muayene ettirmiş olduğumuz,  Doç. Dr. Alper Tunga Derin ile tekrar görüşüp, ayrıntılı bir muayene ettirdik.
 
Doktorumuz; şikâyetlerimiz ve kontrolü sonrası ‘’Bademciklerin çok iri ve geniz etinin de %80- 90 civarında kapalı olduğunu’’ söyledi.
 
Sonuç…  Ameliyat…
 
 
Yok yok ameliyat olmasın. Bizim kızımız daha çok küçük,  hem bir de narkoz alacak, olacak iş değil! Eşimle bir türlü karar ver(e)medik. Kıyamadık kuzumuza. Ertelemeyi düşündük onu da yapamadık. Geceleri izledik dakikalarca…
 
Ve bir karar aldık. Uzman bir doktorun daha fikrini almalıyız ki pişman olmayalım.
Dedim ya, fazlaca hassasızdır.
 
Antalya/Elmalı Devlet Hastanesi’nde, Başhekim olarak görev yapan ve hekimliğindeki başarısı, Antalya, İstanbul, hatta yurt dışına taşan Op. Dr. Mehmet Akdağ’a randevu alıp çocuğumuzu götürdük. Bu arada küçük bir ilçede iyi bir hekim sorgulaması yapabilirsiniz, ancak mesleğini sevmek ve çok çalışmak birleşince başarı kuşkusuzdur. Biz denedik ve gördük. İsterseniz siz de…
 
Sayın Akdağ’a göre de kesinlikle ‘’ameliyat’’ teşhisi konuldu. Ancak operasyon sonrası ilk 15 günün önemine vurgu yapıp, ikamet yerine yakın bir hastaneyi önerdi.
 
Artık bildiğimiz bir şey vardı ki; kızımızın tedavisi ameliyat!
 
Akdeniz Üniversitesi Hastanesi’nden 5 Şubat 2015, Perşembe gün için randevu aldık.
 
Bundan sonra evde hazırlıklar başladı.
  • Hastane de oyalamak için birkaç dergi, kitap, boya kalemi…
  • Gecelik,
  • Havlu,
  • İç çamaşırı,
  • Çıkınca yemesi ve içmesi için, dondurma, soğuk su…
Kızımıza hastanede kalacağımızı, ameliyathane adı verilen bir yerde küçük bir kontrol olacağını, bu kontrol sırasında mikrop kapmaması için yanında bulunamayacağımızı, ancak dışarıda onu bekleyeceğimizi anlattık. Ameliyat hazırlıkları için mavi renkli giysiyi giydirirken, ağlamaklı yüz ifadesine bakıp, yavrunuzu ameliyat kıyafeti içinde görmek çok zor.  İçimiz ağlasa da ona belli etmedik ki bir problem olduğunu düşünmesin.
Yüzünde bir tedirginlik vardı elbette,  ama ağla(ya)madı da…
 
Ve O an geldi çattı…
 
Saat 18:10’du. Sedye üzerinde giderken gözleri ile bizi izlerken yüz ifadesi yüreğimizi adeta yakıyordu. Yaklaşık 40- 45 dakika süren süreç bizi bekliyordu. Sanki bir yıl beklemiş kadar oldum.:(
Operasyonun bittiği haberi telefonumuza düştüğünde yükümüz hafiflemişti ama nasıldı diye meraklanıyorduk. Hemen karşıladık, uyanmış ama çok fazla kendinde değildi.
Doktorumuz işlemin gayet başarılı olduğunu söyleyince daha rahatladık.
Yatağına yatırdık, öptüm, okşadım. Ve yaklaşık 3 saat aralıksız uyudu.  
 

Ameliyatın hemen sonrası;

  • Horlama,
  • Öksürük,
  • Aşırı terleme,
  •       Kanlı kusma,
  • Ateş,
Beklenen bir durum ve normalmiş!
 
Biz de horlama ve terleme dışında bir sıkıntı olamadı, çok şükür! 3 saat sonra uyandığında sanki bir operasyon geçirmemiş gibiydi. Hemen soğuk su ve az da olsa dondurma yedi.
Bademcik ve geniz eti ameliyatının en mutlu anı :)
Ertesi gün sabah taburcu olduk.
 

Ameliyat sonrası evde bakım nasıl olmalı?

 
Bize verilen tam liste şu şekildeydi;
1 ve 5.  Gün
  • Su
  • Süt
  • Yoğurt
  • Ayran
  • Puding
  • Meyve Suyu
  • Sade Dondurma
Yukarıdakilere ilave olarak;
  • Yemek Suları
  • Ekmek İçi
  • Yumuşak Gıdalar
  • Tanesiz Çorbalar
Hızla iyileşmesi ve bir sorun olmaması için,  diyete uymak çok önemli. Kızıma destek olmak için ben de bu diyete uydum. Evde elimden geldiğince onun sevdiği yemekleri pişirmedim.
Çok şükür ki sayılı günler çabucak geçti.
 

Peki ameliyat işe yaradı mı? Kesin Çözüm Mü?

 
Gelecek ne gösterir bilemiyorum ama şu bir ay içinde yaşadıklarımızı düşününce hiç şüphesiz işe yaradı. Şikâyetlerimizde neredeyse %100 azalma oldu.
 
Lütfen bu konuda uzman doktorlar ne diyorsa ona kulak verin…
 
Sevgiyle…
 
***Tanımlar Medilkalpark Hastanesi web sayfasından alıntıdır.

6 Mart 2015

Gerçek Dökme Çay: Ofçay Hazine

İtiraf etmeyelim ki, evlenene kadar çay ile aram pek iyi değildi. Ne zaman ki, çay tiryakisi bir eşle aynı çatı altında yaşamaya başladım, çay ile olan ilişkim başladı. Yalnız yoğun çalışan kişiler olduğumuz için, iş çay demlemeye, çayın otunu süzmeye ve süzgeç temizlemeye gelince, ikimiz de yan çiziyorduk. Yorgunluktan ikimizin de canı, çaydanlıktaki çay otunu temizlemekistemiyordu. Biz de, içerisinde çelik çay süzgeci olan elektrikli çay makinelerinden almaya karar verdik. Uzun süre de, bu makinelerden kullandık. Ama porselen demlikte demlenen, eski çaylarımızı da özledik. Çünkü metal süzgeç, bizce, çayın o hoş lezzetine ve rahiyasına zarar veriyordu. 



Geçen günlerde, Ofçay bana bir paket göndermiş. Paketi merakla açıp hemen içinden çıkan köşeli demlik poşetini denedim. Gerçek dökme çay olan Ofçay Hazine’nın tadını ve demini çok beğendik, ailecek. Üstelik, oldukça da bereketli bir ürün... Bir köşeli demlik poşetinden 10 bardak çay çıkıyor. Ayrıca, demlik poşetinde olduğu için, hiçbir şekilde, çayın tozu çay suyunun içine akmıyor. Çok berrak bir çay...


Veee hepsinden önemlisi... Benim ve eşim için, kullanımı ideal olan bir çay. Zira, bizi süzgeç temizleme derdinden kurtardı. Ayrıca, artık, eskisi gibi çayımızı porselen demlikte kolaylıkla demleyebileceğiz. Çayın tadını ve kokusunu bozan o metal süzgeçlerden de, kurtulmuş olduk, böylece.


İşte bu yüzden, Ofçay üreticilerine çok teşekkür ediyorum, bize böyle pratik ve lezzetli bir ürün sundukları için.


Tüm çayseverlere de, "Bu demlemesi kolay olan Ofçay Hazine köşeli demlik poşetlerini muhakkak deneyin!" diyorum.


Bu içerik http://feyzainthekitchen.blogspot.com.tr/ tarafından hazırlanmıştır.

Bir boomads advertorial içeriğidir.

3 Mart 2015

Bitti: Ayşe Kulin/ Nefes Nefese



Ayşe Kulin, kalemini seviyorum!

Bu kitap da ismi gibi ''NEFES NEFESE'' okunabilecek bir kitap.

Yazar, 2. Dünya Savaşı'nın insanlar üzerinde yaratmış olduğu yıkıcı etkiyi çarpıcı bir şekilde gözler önüne seriyor. Evet, Türkiye bu savaşa katılmadı ama savaşın Türk insanı ve savaşın ortasında kalmış Türk diplomatları üzerindeki etkisini ve mücadelelerini bir solukta okuyacaksınız. Sürgün hayatlar, aşk, macera...

Özellikle sonu beni çok etkiledi...

Okuyun/ Okutun derim...